9 Eylül 2012 Pazar

Babanın oğluna, Padişahın halkına ihaneti: Şehzade Mustafa'nın katli

İstanbul'un tarihini okumak, mekanları yapıldıkları dönem ile değerlendirerek gezmek çok güzel olduğu kadar oldukça da yorucu oluyor. Bir kere doğru kaynaklardan öğrenmeniz gerekiyor, özellikle internetin ve uydurma hikayelerin revaçta olduğu bir dönemde ihtiyatlı davranmakta fayda var.

30 Eylül'de İstanbul Gezginleri grubumuz ile yapacağımız 14. gezimizin ilk durağı olan Şehzadebaşı Külliyesi ile ilgili araştırma yapıyordum ve öğrendimki bu cami bir Mimar Sinan eseri olmaktan öte bir imparatorluğun yıkılmaya başlamasının ilk işaretinin verildiği, sembol sayılabilecek bir esermiş.

Cami, henüz 22 yaşında iken 1543 yılında çiçek hastalığından dolayı Hakkın rahmetine kavuşan Şehzade Mehmet için Kanuni Sultan Süleyman'ın talimatı ile Mimar Sinan'a yaptırılmıştır (1543-1548). Mimar Sinan'ın yarım kubbe mimarisini ilk denediği ve çok başarılı olduğu ve hakkında "Çıraklık eserim" dediği eser olmuştur. Ancak tarihin hızla değişmesi bundan sonrasında başlamıştır.

Muhteşem Yüzyıl ile artık herkesin dikkat kesildiği Mahidevran VS Hürrem savaşı iki dizi karakterinin ötesinde gerçekte türlü canlara mal olmuş gerçek bir savaştır. Sonunda Hürrem Sultan galip gelse de Allah nezdinde kimin galip geleceği meçhuldür.

Şehzade Mustafa, Haseki Mahidevran Gülbahar Sultan'ın oğludur. Şehzade Mehmed, Cihangir, Selim ve Beyazıd, Haseki Hürrem Sultan'ın oğullarıdır. Ancak aynı dönemde yetiştiklerinden birbirlerine oldukça bağlıdırlar. Anneleri arasında çekişme olsa da aralarında düşmanlık yoktur. Şehzade Cihangir sakat ve kambur olduğundan diğer kardeşleri aralarına almayı çok istemezlermiş ancak Şehzade Mustafa onu çok severmiş, Şehzade Cihangir de abisini çok sever ve sayarmış. Daha en baştan Şehzade Cihangir sağlık koşulları nedeni ile Padişahlık yarışından çekilmiş.

Padişahlığa en büyük aday yaş itibarı ile Şehzade Mustafa imiş (1515). Sonra Mehmed (1521), sonra Selim imiş (1524). Saruhan (Manisa) Sancak Beyliği o zamanlar Padişahların çıktığı beylik sayılırmış. Bir sonraki Padişah burada Beylik yaparmış. Şehzade Mustafa, Saruhan Sancak Beyi iken görev yeri değiştirilerek Amasya Sancak Beyliğine getirilmiş. Yerine ise kardeşi Mehmed getirilmiş. Hürrem Sultan'ın Padişah annesi (Valide Sultan) olmak için Kanuni Sultan Süleyman'ı oyuna getirdiği dönemlerin başlangıcı sayılabilecek bir hamle, tarihin akışını değiştirecek bir karar olarak görünüyor. Ancak kader Şehzade Mehmet henüz 22 yaşında iken 1543 yılında çiçek hastalığından vefat etmiş. Yerine ise sonradan padişah olacak Şehzade Selim (2. Selim / Sarı Selim) geçmiş. Şehzade Mustafa'nın Padişah olamayacağı artık perçinlemiş.

Şehzade Mustafa, dedesi Sultan Selim'e kişilik ve görünüş olarak çok benzermiş. Halk ve asker tarafından çok sevilirmiş. Cesur ve korkusuz bir askermiş. Bu yüzden 2. Selim yerine Mustafa geçse idi tarihin gidişatı değişirdi derler. 2. Selim ise alkole ve kadına çok düşkünmüş, döneminde içki ve sefahat ile daha çok meşgul olmuş.

Şehzade Mustafa'nın ölümünde belki dedesine olan benzerliği de rol oynamıştır. Çünkü dedesi Sultan Selim, zamanında Sultan Süleyman'ın da desteği ile babası 2. Beyazıd'ı tahtından zorla indirmiş. Hatta öncesinde Kanuniye şu sözleri sarfetmiştir: "Bil ki oğul, ben sultan olamaz isem sen de olamazsın. Şayet ben sultan olur isem ilk işim kardeşlerinin kellesini almak olacaktır.". Yani bir bakıma 2. Beyazıd'ın başına gelenlerin kendi başına gelmesinden korkmuş olabilir.

Şehzade Mustafa, gidişatın farkında olsa bile babasına duyduğu saygı ve sevgiden ötürü karşı gelmezmiş ve taparcasına severmiş. Ancak varlığı Hürrem Sultan için her zaman tehdit olarak algılandığından bir şey yapmasa bile yapar gibi gösterilmiş. Hürrem Sultan sağlam bir yandaş bulmuş zaten Rüstem Paşa. Kızı Mihrimah Sultan ile evlendirdiği Rüstem Paşa ile Şehzade Mustafa'nın mührünü kopyalamışlar ve İran Şahına asılsız mektuplar yollamışlar ve cevaplarını Padişaha iletmişler. Güya Şehzade Mustafa, Süleyman Han'ın görevini ifa edemediğini ve artık kendisinin Padişah olması gerektiğini dile getirirmiş. Kanuni belki şahsi egosunu doyurmak için belki Hürrem Sultan'a inancının tam olmasından ötürü anlatılanlara inanmış.

Uzun zamandır ordunun başında sefere çıkmayan Sultan Süleyman orduya haber salmış, Nahçıvan Seferine çıkmış. Mustafa'ya da orduya katılmasını emretmiş. Bazı kaynaklar Cihangir'in de katıldığını söyler. Şehzade Mustafa Konya taraflarında orduya katılmış ve daha gelmeden kulağına Padişah'ın kendisinden dolayı huzursuz olduğu çalınmış ama pek de itibar etmemiş. Bir gece öncesi çadırında kalırken bir ok atılmış çadıra. Okun üzerinde Padişah ile görüşmemesini, öldürüleceğini söyleyen bir yazı yazıyormuş, bunu da önemsememiş ya da kaderine boyun eğmiş artık. Baba buyruğuna karşı çıkmayan Mustafa ertesi gün Sultan Süleyman'ın çadırına varmış. Daha kapıda iken muhafızlar Mustafa'nın kılıcını istemişler. Normalde Padişah'ın karşısına yalnızca Şehzadeler kılıçları ile girebilirlermiş, o gün Mustafa'nın da kılıcının isteniyor oluşu resmen gözden çıkarıldığının işareti imiş. Mustafa üzerindeki silahları teslim etmiş ve çadıra girmiş.

Bu noktada farkı söylemler var, kimi cellatların sonradan geldiğini, kimi 3 celladın başa çıkamadığını ve sonradan 4'ünün daha geldiğini, kimi de 7 celladın en baştan itibaren çadırda olduğunu söyler. Osmanlıda Cellatlar sağır ve dilsiz olurlarmış, öyle değillerse bile dilleri kesilir, kulakları sağır edilirmiş. Devlet sırlarına vakıf olacaklarından konuşmamaları hayırlarına olurmuş, hem de duyarlarsa merhamete gelebilirlermiş. Mustafa'ya da 7 cellat saldırmış nihayetinde. Ellerinde yağlı ibrişim kemendi. O zamana kadar hiç bir taht varisinin kanı dökülmemiş, hep boğularak öldürülmüşler. Mustafa'yı da boğmaya çalışmışlar, ancak güçlü ve kuvvetli yapısıyla Mustafa çok direnmiş. Son olarak Kanuninin Vezirlerinden Zal Mahmud Paşa elindeki baltayı indirmiş Mustafa'nın sırtına, ilk o an dökülmüş padişah soyunun kanı. Cellatlar var güçleriyle sarılmışlar boynuna, boğmuşlar.

Olay gerçekleştiği sırada kimi kaynaklara göre Kanuni de izlemekteymiş. Sonrasında Şehzade Mustafa'nın naaşı otağın önüne asılmış. Yine kimi kaynaklara göre Şehzade Cihangir burada karşılaşmış abisinin cesedi ile, gördüğü manzara ağır gelmiş ve bir kaç ay içerisinde o da üzüntüsünden Hakkın rahmetine kavuşmuş. Kanuni de yeni yapılan bir semte onun adını vermiş. Cihangir.

Olayın Rüstem Paşa'nın başının altından çıktığını düşünen halk ayaklanmış ve sonucunda Rüstem Paşa azledilip sürgüne yollanmış ancak daha sonra yine aynı göreve getirilmiş.

Şehzade Mustafa'nın cenazesi Bursa'ya gönderilmiş, bu sırada celladlar Mustafa'nın oğlu Mehmed'i de boğmuşlar. Koca imparatorluk küçücük bir çocuğun intikam duygusundan korkmuş yani.

Mahidevran Sultan, oğlunun ölümünden sonra Bursa'dan hiç çıkmamış, fakirlikle sınanmış. Koca imparatorluğun en parlak Padişahının eşlerinden biri olmasına rağmen fakirlik ile yüzleşmiş, maaşını yıllar sonra Hürrem Sultan'ın ölümü ile 2. selim bağlamış ve Şehzade Mustafa'ya kardeşlik görevini yaparak bir türbe yaptırmış.

Mahidevran Sultan vefat edince oğlunun yanına gömülmüş.

Şehzade Mehmed'in varlığı nedeni ile Mustafa görevinden alındı ve kaderi baba emri ile öldürülmekle sonlandı. Şehzade Mehmed'in yokluğu nedeni ile yerine Şehzade Selim geçti ve imparatorluk durgunluk dönemine girdi, sonrasında da hızla küçülme ve yok olmaya doğru gitti. Bu yüzden Şehzade Mehmed'in ölümü nedeni ile yaptırılan Şehzadebaşı Külliyesi Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından birini işaret ediyor.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder